"GAZETE KÖŞELERİ 'ARKADAŞLARA MEKTUP YERİ' HALİNE GELDİ!..BU REZİLLİK VE PESPAYELİKTİR!.." REHA MUHTAR İSYAN ETTİ!..

Twitter, e-mail vs. yeterli gelmiyor anlaşılan, köşe yazarları arasında yeni moda "birbirinin halini hatırını!!! köşe yazısı yoluyla sorma..."


GAZETEDEKİ KÖŞEMDE ARKADAŞLARA MEKTUP YAZMAYACAĞIM!..


Milliyet gazetesinde Ankara, İstanbul ve Atina'da 10 yıl çalışmıştım ve muhabirliğin yanısıra köşe de yazmak istiyordum...


Genel Yayın Yönetmeni'nden, beni gazeteye alan Aydın Doğan'a kadar herkese bu talebimi iletmiştim...


Ama o yıllarda gazetelerde sayfalar, köşeler, sütunlar böyle kolay açılmazdı...


Atina temsilcisiydim, kitap yazmıştım, TRT'de, BBC'de, Alman ve İsveç radyolarında çalışmaktaydım, yayın yönetmeni seviyordu, patron tutuyordu ama 2 sütuna 30 santimcik yeri bana kimse açmıyordu...


Racon böyleydi...


Öyle uzun yıllar ağır işçi, ağır muhabir, ağır hamal gibi çalışmadan, yavaş yavaş elden ayaktan kesilmeye yüz tutmadan, kimseyi köşe sahibi yapmazlardı...


İsteyenlere de iyi gözle bakmazlardı zaten...


"Sen o işleri bırak da, şu istihbarata bak" gibisinden öyle bir fırça yerdiniz ki, alimallah feleğiniz şaşardı...



***



Zaten köşe yazmayı istemek, bir gazeteci için, yüzde 60-70 atılmaya doğru yelken açmak demekti...


İstihbarat şefi, yazı müdürü, genel yayın yönetmeni ve bilumum köşe yazarı erbabı, "sizin arkanızın kalktığına" hükmederler, sizden artık iyi bir hamal pardon muhabir çıkmayacağını düşünerek, yavaş yavaş yol vermeye yönelirlerdi...


Köşe yazarlığına Milliyet gazetesinden ayrılıp Nokta dergisinde yazmaya başlayarak başlayabildim ben...


Bunu anlatma nedenim, askerlik anılarımı paylaşma hevesinden değil, gazetenin bir köşesinin taşıdığı zorlukları anlatmak, buraların ne kadar meşakkatle gelinen yerler olduğunu vurgulamaktır...


Birçok gazeteci köşe yazarı yapılmaz ki, hep iyi ve güzel haberler çıkartsın, gazeteler tiraj alsın...



***



Son zamanlarda gazete köşelerinin "arkadaşlara mektup yeri" haline geldiğini görüyorum...


Twitter, e-mail vs. yeterli gelmiyor anlaşılan, köşe yazarları arasında yeni moda "birbirinin halini hatırını!!! köşe yazısı yoluyla sorma..."


Şöyle bir tablo var ortada...


Bazı köşeler medyada bir canlı birer facebook haline dönüştü...


Herkes birbirine köşesinden mesaj atıyor artık...


Farkındayım ki, "gazetecilik ve ölümüne muhabirlik" artık öldü...


Kısa yoldan genç yaşta alınan köşeler, bir işlev, bir yazı, bir düşünce, bir değerlendirme, bir analiz ve okuyucuya bir türlü "düşünce açma" ufku olmaktan çıkıp, bir dedikodu, bir mailleşme, bir dertleşme yeri haline geldi...


Koskoca gazetelerde çıkan bazı yazılardan utanıyorum...


Köşe yazarı dediğiniz kişi, sanki köşe yazarı arkadaşına, abisine ya da muhatabına mektup yazıyor...


O kadar okuyucudan kopuk...


Bu sit-com nasıl yaratıldı, kim yarattı bilmiyorum...


Ama kendi gündelik yaşamlarını birbirleriyle, gazetedeki köşeleri üzerinden paylaşan arkadaşları köşe yazarı olarak lanse eden yönetici takımına bir şey söyleyeceğim...


Dedikodu yazarlığının bile bir ritüeli, bir raconu vardır...


Bu yeni yarattığınız sütunlara, "rezillik ve pespayelik" deniyor...


Reha Muhtar/Vatan