GARİBAN MİLLETİN TEK EĞLENCESİ TELEVİZYON DİYE BU KADAR DA YAPILMAZ Kİ?

RTÜK'ün yeni reklam uygulaması şaka gibi... Köşemize, çıldırmak üzere olan izleyicilerden eleştiri mesajları yağıyor.

Reklam arası program dönemi

RTÜK'ün 1 Nisan'da başlayan yeni reklam uygulaması şaka gibi... Köşemize, çıldırmak üzere olan izleyicilerden eleştiri mesajları yağıyor. Uygulama değil, sanki izleyici sinir testi...
RTÜK'ün yürürlüğe giren yeni reklam uygulamasına göre; 1 saat içinde 12 dakika reklam yayınlanabilecek. (Eskiden 20 dakikada 9 dakika reklam yayınlanabiliyordu) Kanallar, 12 dakikayı geçmemek suretiyle bu kuşakları istedikleri saat dilimine yayabilecekler. Yeni reklam uygulamasında dizi içinde reklama da izin veriliyor.

Tamam, biliyoruz, reklam olmazsa televizyonculuk da olmaz. Ama gariban milletin tek eğlencesi televizyon diye, halkın üzerine de bu kadar varılmaz ki canım? 10 dakika dizi, 4 dakika reklam... 15 dakika sohbet, 4 dakika reklam... Arkasından kanalın dizi tanıtımı, tanıtıcı reklam falan filan derken, reklam kuşağının arasında diziye, programa rast gelebilene aşk olsun! Dizide daha sahnenin planı bitmeden hoop reklam... Talk show'da sunucu, konuğuna ikinci soruyu yöneltemeden pat reklam...

Yanlış hatırlamıyorsam 12 yıl önceydi. Televizyonda bir Fenerbahçe-Galatasaray maçı yayınlamıştı.
O zamanın reklam yönetmeliğindeki kara deliklerden yararlanan yayıncı kuruluş 90 dakikalık maçın içine tam 52 adet reklam almıştı. Öyle alttan geçen bant reklam, görüntünün üzerine bindirme filan da değil.

Yayını kesip kesip reklam yayınlamışlardı... Televizyonculukta gide gide 12 yıl önceye döndük! Eski uygulamada reklam kuşakları 20 dakikada bir girer, millet de o arada çayını tazeler, tuvalete gider, balkona çıkıp temiz hava alırdı. Şimdi esaret, 'müebbete' döndü. Programın, dizinin başını, sonunu kaçırmamak için 'mecburen' 4 dakikalık reklam kuşağı da izleniyor. Maksat, reytingleri giderek düşen reklam kuşaklarını halka izletmekse, uygulama başarılı oldu. Peki ya bunca reklam bombardımanı altında inim inim inleyen seyircinin halini soran var mı?

Yüksel Aytuğ / SABAH