DENİZ ARMAN'I ANLAMA KILAVUZU VAR MI? AYŞECİK HİSLERE TERCÜMAN OLDU!

"İçimde bir umut, Deniz Arman'a dair! Bir gün seni anlayacağım Deniz Arman; bir gün..."

Gripli garibin günlüğü

Yaz vakti grip olanlarla bi daha dalga geçmeyeceğim Allah’ım, söz! Gözlerim kuvvetlice yellenmiş mangal misali yanıyor, ekrana da okumak istediğim kitabın sayfalarına da bakamıyorum. Tam tabiriyle kolum kalkmıyor, elim ayağım tutmuyor, şu salondan kalkıp su almak için mutfağa gidemiyorum. Bak hâlâ gidemiyorum ama çok susadım. Tamam gideceğim, imdaaaat! Dizlerimin bağı çözülüyor. Neyse, büyük mücadeleler sonucu suyuma kavuşuyorum. Hele şu iki kaşımın üstünde yer etmiş bitmek bilmeyen uğultu yok mu; Ramazan davulu gibi gümbede gümgümbede gümm!

ARMAN’I ANLASAM...
N’olur çıt çıkmasın ya. Şu Nişantaşı’nın göbeğinde oturacak ne vardı sanki. Sürekli hareket, sürekli patırtı, korna, gürültü... Hele bir gücümü toplayayım, şu sabahtan akşama kadar sokakta çığlık kıyamet oyun oynayan cırtlak çocukların icabına bakacağım. Bu arada en fenası boğazım. Bademciklerim iltihaptan kocaman olmuş, yutkunamıyorum. Aynaya baktığımda gördüğüm ben değil, bir adet pelikancan. Böyle bir şiş, böyle bir gıdık yok! Üstüne bir de sesim çıkmıyor! Ki bu başıma gelecek en büyük felaket. Yahu ben konuşmadan, ona buna sarmadan duramam ki! Kimseyi bitmek bilmeyen sorularım ve taleplerimle yoramıyorum, olacak iş değil. Bir terliyorum, bir üşüyorum. Boş boş tek noktaya bakakalıyorum. Günde beş öğün "Islak saçla sokağa çıkarsan böyle olur", "Montsuz motora binersen tabii hastalanırsın", "Kızım sana klima açma demedik mi? tadında serzenişlerle karşılaşıyorum. Tabii, hasta olduğumdan "Ayyyy susuuun, hastayıım, hapşuuuu" çekip konuyu dağıtıyorum. Hal böyleyken beynim patatese dönmüş durumda. Şu bütün günü geçirdiğim L tipi kanepeden yurdumun ’Allah bildiği gibi yapsın’ gündemine boş boş bakıyorum. Korkarım hastalığımın ’okuduğunu anlayamama’ fazındayım. Gerçi bu tiridine bandığımın haberlerinden anlamasak daha iyi. Hoş, her gece Kanal D haberde Deniz Arman’ı izlerseniz zaten bir halt çakamazsınız!

S.S. TİPİ HOSTES KIZ
Adamın kuramadığı cümleler, lafı ağzında gevelemesi falan beni benden alıyor. Sürekli "Ne dedi hocam bu?" diye iş çıkışı beni ziyarete gelen Yasemin’e soruyorum. Gelin görün ki adamdan kopamıyorum. İçimde bir umut, Deniz Arman’a dair! Bir gün seni anlayacağım Deniz Arman; bir gün... Bu hastalıkla gelen diğer takıntım da ’Çarkıfelek’. Mehmet Ali Erbil ve yanındaki kapı gıcırtısına oynayan yeni nesil Seda Sayan tipi hostes kızın hastasıyım. Onlarınki ne kafasıysa, geçsek de rahatlasak, zil takıp oynasak. Dün program saat 22.15’e alınmıştı, vallahi pek bozuldum. Dizi mi varmış ne. Aaa! Ben Mehmet Ali Erbil’siz ne yaparım? Şu iki gram aklım sadece onun esprilerine basarken aşkolsun STAR TV yönetimi, aşkolsuuaan. İyisi mi ben bir harf söyleyeyim; ’Saçmalama Ayşe’nin S’siiiii...’ Neyse siz gündemi, magazini, referandumu bir kenara bırakın... Asıl bomba, öğlenleri Derya Baykal’ın programında. Şu eski kadınlar da başka canım. İki gözüm önüme aksın dün Derya Baykal naylon çoraptan bulaşık bezi, banyo süngeri, banyo paspası ve saç bandı yaptı. Valla! Eski kadın dediğiniz kaçık çorabı bile atmıyor işte. Ekonomik kadının hali bambaşka.

PEKİ YA KAÇIK KADIN?
Şimdi aldı o kaçık çorapları katladı katladı, dikti banyo süngeri etti. Hızını alamadı bir de kesti onları bir parmak kalınlığında, iç içe geçirdi, şişle ördü falan saç bandı yaptı, taktı kafaya... Ben de L’ler götürsün beni koltuğumda, ağzım beş karış açık kalakaldım. Yahu kaçık çoraptan bu kadar şey yapılıyorsa, kaçık kadından neler yapılabilir? Bir kaçık olarak çok merak ediyorum, bilen var mı? Bir de şu hastalık dönemimde çorbaya sardım. Bölgede eve çorba yollayan neresi varsa denedim. Alın size çok faydalı bilgiler: Saray Muhallebicisi işleri iyice boşlamış. Tavuklu çorbası felakete beş var. Eskiden böyle değildi, parayı buldu, sosyete oldu, ilk günlerdeki heyecanını yitirdi herhalde. Kırçiçeği ise mercimek çorbasında ipi göğüslemesine rağmen, kuşbaşılı pidede kayışa bağlamış durumda, haberiniz olsun. G-Mall’daki NumNum ise sebze çorbasıyla şu nezle gönlümde taht kurmayı başardı. Alkış! Neyse işte sevgili okur, durumum bu. Kafamın basmadığı haberler bir yanda, ’En İyi Çorba’ peşinde koşup mahallenin restoranlarına ’Yemekteyiz’ muamelesi çekmem diğer yanda, ’Derya’lı Günler’le ’Çarkıfelek’ karşımda; inşallah bir an önce iyileşir, normale dönerim. Aman soğuk içmeyiniz, ıslak saçla çıkmayınız, klimayı kısınız. Haydi bana ’geçmiş olsun’un ’g’si.

Ayşe ÖZYILMAZEL / SABAH