ÇGD'den Yalçın Akdoğan'a mektup

"Yeni Türkiye"nin basın özgürlüğü anlayışını yansıtan bu ayrımcı uygulamaları kabul etmemiz mümkün değildir."

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay, basın kuruluşlarının temsilcileri ile buluşan Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'a bir mektup yazdı.
Abakay, mektupta, ÇGD'nin toplantıya çağırılmamış olmasını eleştirdi, "ya bizi tanımıyorsunuz ya da çok iyi tanıyorsunuz" dedikten sonra, "Yeni Türkiye"nin basın özgürlüğü anlayışını yansıtan bu ayrımcı uygulamaları kabul etmemiz mümkün değildir." yorumunu yaptı.

İşte Abakay'ın ÇGD adına kaleme aldığı o mektup:

Basın ve yayından sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak, 12 Eylül 2014 günü bazı basın örgütlerinin temsilcileriyle tanışma ve medyanın sorunları konusunda değerlendirme toplantısı yaptığınızı basından öğrendik.
Bu toplantıya merkezi Ankara'da bulunan ve 37 yıldan beri Türkiye çapında örgütlü olan Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) çağrılmadı.
Toplantının üzerinden birkaç gün geçmesini bekledik. Umduk ki yapılan hatanın farkına varılır, gerekli hassasiyet gösterilir.
Bu duyarlılığın gösterilmemesi üzerine, basın özgürlüğüne olan saygımızdan dolayı size bu açık mektubu yazmak gereğini duyduk.

Bu eksiklik ve hatanın 2 nedeni olabileceğini düşünüyoruz:
1 –Siz ve ekibiniz Çağdaş Gazeteciler Derneği'ni bilmiyor, tanımıyorsunuz.

2- ÇGD'yi biliyorsunuz, tanıyorsunuz bu nedenle de bilinçli olarak davet etmiyorsunuz.

Eğer ÇGD'yi tanımıyorsanız bu çok büyük bir eksikliktir, kötü bir bilgisizlik örneğidir.
Bakanlar Kurulu'nda herhangi bir bakan, örneğin Orman Bakanı yahut hayvancılıktan sorumlu bir Bakan ya da Başbakan Yardımcısı olsanız, bu bir derecede anlaşılır bir şeydir.

Ancak eğer medyadan, basından sorumlu Başbakan Yardımcısı iseniz -ki galiba öylesiniz- bunun affedilir yanı yoktur.
ÇGD, kurulduğu gündenberi siyasal iktidarlara, ekonomik güç odaklarına, siyasi partilere karşı mesafeli olmuştur. Basın, düşünce, ifade özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına yönelik her türlü hareket, kişi ve kuruluşlara karşı açık tavır koymuştur, evrensel meslek ilkelerinden asla ödün vermemiştir.
Böyle bir meslek örgütünü yok sayan anlayışın, demokratik değerlerle ne derecede örtüştüğünü ulusal ve uluslararası kamuoyunun takdirine bırakıyoruz

Danışmanlarınız ya da siz zahmet buyurup ÇGD Web sitesine baksaydınız, bilgi sahibi olurdunuz.

ÇGD, dünyanın en büyük ve saygın kuruluşu olan merkezi Brüksel'de bulunan Uluslararası Gazeteciler Federasyonu'nun( IFJ) Türkiye'deki iki üyesinden birisidir. Diğer üyesi Türkiye Gazeteciler Sendikasıdır.
Aziz Nesin, Uğur Mumcu, Mustafa Ekmekçi, Mahmut Tali Öngören, Doğan Tılıç gibi gazeteciler, ÇGD'nin üst yönetiminde görev yapan kişilerden bazılarıdır.

ÇGD, yurt çapında 2.500'den fazla gazetecinin üye olduğu çok sayıda ilde şube ve temsilcilikleri bulunan bir demokratik kitle örgütüdür.

ÇGD, merkezi Ankara'da bulunan G-9 Gazeteci Örgütleri Platformu'nun kurucu üyelerinden birisidir.

ÇGD, merkezi İstanbul'da bulunan, Gazetecilere Özgürlük Platformu'nun ( GÖP) kurucu üyelerinden birisidir.

Bunları bilmeniz, öğrenmeniz gerekirdi. Bilmiyor idiyseniz bundan sonra bilmenizde, öğrenmenizde yarar var.
İkinci şık ise, Belki ÇGD'yi biliyor, tanıyorsunuz. ÇGD'yi tanımanıza karşın salt iktidar yandaşı olmayan kişiliği, yapısı, çizgisi nedeniyle ambargo listesine koyarak medya kuruluşlarının katıldığı toplantıya davet etmedi iseniz bu ayrımcı tavrınızın demokratik bir toplumun değerleriyle bağdaşmadığını hatırlatmak isteriz.

Bütün bu nedenlerle ÇGD'ye yönelik bu tutumunuzu kötü niyet örneği olarak değerlendiriyoruz.

Bilindiği gibi Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan, sizin toplantınızdan bir gün sonra İstanbul'da sadece kendisine yakın bildiği, bazı basın kuruluşlarının temsilcileriyle kapalı bir toplantı yaptı.

Burada da basın kuruluşları arasında ayırım yapıldı, ayrıştırıldı.

Görülüyor ki, siz de aynı yolu izliyorsunuz.

Hükümet olarak basın kuruluşları arasında ayırım yapmak, basın düşünce ve ifade özgürlüğüyle, demokrasiyle bağdaşmaz.

"Yeni Türkiye"nin basın özgürlüğü anlayışını yansıtan bu ayrımcı uygulamaları kabul etmemiz mümkün değildir.
Ankara'da yaptığınız toplantıdaki konuşmanızda, davetlilere, "meslektaşlarım" diye hitap ederek, "Ben de basın yayın mensubuyum" diyorsunuz.

Başbakan ya da Cumhurbaşkanının "konuşma metinlerini kaleme almak" ya da kendisine tahsis edilen köşede onların "ne kadar büyük insan olduğunu" yazmak bir kişiyi hükümet üyesi, Bakan, Başbakan Yardımcısı yapar; ama gazeteci yapmaz. Sadece Başbakanın, Cumhurbaşkanının "kalemşörü", "yakını" olunur.

ÇGD olarak bu ayırımcı tavrınızı kınıyoruz. Tutumunuz değişmediği sürece Ankara ve İstanbul'da düzenleyeceğiniz basının sorunlarıyla ilgili çalıştay dahil, olası davetlerinize katılmayacağımızı belirtmek isteriz.

Örgütümüzü tanımayan bir makamla diyalogu yararlı bulmuyoruz.

Ancak eğer zat-ı âliniz ÇGD'nin, medya alanındaki görüşlerini öğrenme ihtiyacı duyar da görüşme, randevu talebinde bulunursanız bu elbette değerlendirilecek, müsait olmamız halinde gerçekleşecektir.

Bilgilerinize sunarız.

Ahmet ABAKAY

Çağdaş Gazeteciler Derneği
Genel Yönetim Kurulu adına
Genel Başkan