Aydın Engin'den flaş iddia: O mektubu Alev Coşkun'un yazdığından eminiz...

Aydın Engin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gönderilen Cumhuriyet gazetesi hakkındaki ihbar mektubunu Alev Coşkun'un gönderdiğini iddia etti.

Cumhuriyet gazetesine yönelik operasyonla gözaltına alınan ve adli kontrol şartı ile serbest bırakılan Aydın Engin, gözaltı sürecini, Cumhuriyet gazetesi hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a gönderilen ihbar mektubunu ve cezaevindeki arkadaşlarının durumunu anlattı.

P24'e konuşan Aydın Engin, operasyondan önce kendi aralarındaki konuşmalarda “Bize bir şey yapacaklar” dediklerini belirtip, "Özellikle Olağanüstü Hâl ilan edildikten sonra… 'Ne yaparlar bize' diye çok konuştuk aramızda. Bazen fikir jimnastiği bazen sululuk yaptık. Ancak bunu tahmin etmemiştik" dedi.

EVİNDEKİ ARAMADA NELER OLDU?

Evindeki aramada, İmralı Tutanakları ve Fehim Taştekin'in Rojava: Kürtlerin Zamanı kitaplarının alındığını anlatan Aydın Engin, "Cep telefonuna ânında el koydular. Diğer arkadaşlarıma da böyle olmuş. Laptopu aldılar. Tabletimi aldılar. Oya Baydar bir hamleyle kendi laptopunu kurtardı. Gözlerini kocaman açtı, 'O benim' dedi. Karınızın çamaşırlarının olduğu çekmeceye de bakmacasına bir arama yani, üstünkörü bir arama değildi" ifadelerini kullandı.

KAYYUM DEĞİL DE MAHKEME YÖNETİMİ DEĞİŞTİREBİLİR

“Tepki nedeniyle kayyum atayamayacaklar” görüşünde halen ısrarlı olup olmadığı sorulan Aydın Engin, "Eğer mahkeme yeni 12 yönetim kurulu üyesi atarsa bunun anlamı 'kayyum atama' değildir artık. Bunun anlamı, 'Yönetim kurulu geçersizdi, biz mahkeme olarak yeni bir yönetim kurulu oluşturduk' olur. Gidiş o. Kayyum atanmış hâlinden pratik sonuçlar olarak hiç farklı değil ama kamuoyunda, 'Biz kayyum falan atamadık Cumhuriyet’e, mahkeme yeni kurul oluşturdu' olur. Belki artık burada olmayanları koyabilirler. Muhteşem bir yönetim kurulu olur, bize de tası tarağı toplayıp gitmek kalır." diye konuştu.

TOPLUCA İSTİFA GİBİ BİR KARARIMIZ OLMAZ

Yönetim kurulunun değiştirilmesinin çalışanlara nasıl yansıyacağı sorusu üzerine Engin şöyle konuştu: "Genç arkadaşlarım için bu bir ekmek kapısıdır ve medyada öyle bir işsizlik var ki 'Siyasi görüşlerim veya etik anlayışım anlaşmıyor, ben gidiyorum' demek çok kolay değil ve hiç kimse suçlanmamalıdır bu yüzden. Ev kirasını ödeyecek, bebeğinin mamasını alacak insanlar var burada. Bazıları kalmak, direnmek isteyebilir. Bazıları 'Anlaşıldı, burada ben yokum' diye karar verebilirler. Burada toplu bir hareket yapacağımızı düşünmüyorum. Bu saygısızca olur. Genç arkadaşlarımızı özellikle haksız yere bir şeye zorlamak olur. Sanki burada kalanlar suç işlemiş gibi bir hava doğar. O yüzden toplu bir hareket olmaz, herkes bireysel karar verecektir."

EMİNİZ ANCAK İSPATLAYAMAYIZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gönderilen ihbar mektubu için de Aydın Engin, "Cumhurbaşkanı’na imzasız bir mektupla birisi başvurdu. Üslubundan, bugüne dek yazdıklarından bu kişinin Alev Coşkun olduğuna yüzde yüz eminiz ama bunu kanıtlayamayız." dedi.

MAZLUM GÖZÜKMEK İÇİN ABARTMAYACAĞIZ

Tutuklu Cumhuriyet yazarlarının durumu sorulan Aydın Engin, şöyle konuştu:

"Sırf kendimizi mazlum göstermek için abartmaya gitmeyeceğiz. Gözaltı koşulları gayet iyiydi, bir gözaltı ne kadar iyi olursa tabii… Sabah, öğle ve akşam hiç kötü olmayan yemekler yedik. Bir defa tavuk dönerli pilav bile verdiler. Hiçbir kabalık görmedik. Avrupa Birliği ile uyum yasaları çerçevesinde demokratik birtakım kazanımlar edinilmiş. Her gün kötü muamele olup olmadığını anlamak için kliniğe götürüyorlar."

CEZAEVİNDE NEŞE SAÇIYORLARMIŞ

"Silivri Cezaevi’nde 10 hapishane var. Arkadaşlarımızı 9 numaraya verdiler. Koğuş sistemi değil, F tipi cezaevi. 9 numaradaki gardiyan kadrosunun diğerlerine göre daha sert olduğuna dair söylentiler var. Ancak yaşam koşulları konusunda ayrıntılı bilgimiz yok. Çok vahim şeyler olsaydı haberimiz olurdu. İyilermiş. Eşleri ziyaret etti. Neşe saçtıklarını söylediler."

NEZARETHANE KOMİSERİ HALİMİZE ŞAŞIRDI

"Gözaltında da çok neşeliydik. “Ne kadar bir mutlu hayatımız var şu anda” diyorduk. İnternet yok, telefon yok, gazete okuma zorunluluğu yok. İş yok. Elektrik su bedava. Bir ara nezarethanenin sorumlusu başkomiser, 'Sizi anlamıyorum. Kahkahalarınız dışarıdan duyuluyor' dedi. Galiba F tipinde de iyi durum. Galiba!"