Altın Portakal’ı çürüttüler! Film Festivalinde Nihal Yalçın, Tamer Karadağlı tiyatrosu!

Tarafımı seçemeyeceğim, hem Nihal Yalçın’ın bitmeyen konuşması, hem Tamer Karadağlı’nın o tuhaf mimik ve jestleri hem de ona bakıp eğlenen Hazal Kaya’nın hali… Acıklı, komik, tuhaf!

Bu yazı, 58. Altın Portakal Film Festivali hakkında ama orada yarışan filmlerden bahsetmeyeceğim. Sınırlı sayıda Antalyalının ve İstanbul’dan gelen davetlilerin izleyebildiği, çoğu da pek tatsız olan ve bir daha ne zaman karşımıza çıkacakları belli olmayan filmlerden bahsetmenin manası yok. Seyirciye ulaşmayan, daha da fenası bunu dert edinmeyen toplumcu değil ödülcü sinemayı kritize ederek etkileşime açmanın kimseye bir faydası yok. 

58. Altın Portakal Film Festivali ödül töreninden parçalar izledikten sonra, yüzyıllar geçse de, düzgün akan, her şeyin yolunda gittiği bir ödül töreni düzenlemeyi başaramayacağımıza ikna oldum! Yine bir sürü tuhaflıklar, teknik sorunlar vs.

Aslında Tamer Karadağlı ve Nihal Yalçın olmasa, günlük kıyafetiyle çıkıp ödül alanları eleştirip geçecektik, bir tweetlik canı olacaktı ödül töreninin ama sağ olsunlar bu ikili, hatta Hazal Kaya’yı da eklersek, bu üçlü gecenin en tuhaf ve komik anlarına imza attılar. Öyle ki aradan iki gün geçti hala sosyal medya bunu konuşuyor!

Kadın Sinemacılar varlar!

Ne oldu da böyle oldu? Ödül gecesi başladı, ödüller dağıtılıyor, sıra geldi “en iyi kadın oyuncu” ödülüne… Önce Hazal Kaya çıkıp bir konuşma yaptı, festivale katılan kadın sinemacıların azlığından bahsetti. “Buraya katılan 10 sinemacıdan sadece 3’ü kadın, seneye umarım 7’si kadın olur” dedi.

Duygusal ve eşitleyici bir konuşma ancak bunlar zamanla olacak şeyler, kadınlar özellikle de bağımsız sinemada her yıl kıymetlerini arttırıyorlar ama nicelikle değil de nitelikle olması hepimizin yararına.

Altın Koza’da en iyi film ödülünü bir kadın sinemacı, Nisan Dağ aldı. Geçtiğimiz yıl Altın Portakal’ın en çok ödül kazananı da bir kadın sinemacıydı. Kadınlar geliyorlar, varlar. Hazal Kaya’nın farkındalık oluşturmaya çalıştığı noktadan çok ötedeyiz. Gecikmiş ve zorlama bir sitem bu.

Nihal Yalçın, Tamer Karadağlı tiyatrosu!

Gelelim gecenin skandalına! “Zuhal” filmindeki rolüyle ‘En İyi Kadın Oyuncu’ seçilen Nihal Yalçın’a ödülünü Tamer Karadağlı takdim etti. Ancak Yalçın’ın konuşması sırasında Karadağlı’nın sergilediği tavırlar, geceye damgasını vurdu. Nihal Yalçın konuşurken sık sık saatine bakan Tamer Karadağlı, ünlü oyuncunun ekip arkadaşlarına teşekkür ettiği sırada ödülü uzattı. Şaşkınlığını gizleyemeyen Yalçın, önce “Kim verdi ödülü?”, ardından “Sus mu dediniz? Artık sus mu diyorsunuz?” diye sordu. Karadağlı ise meslektaşına “Ödülünüzle birlikte konuşun diye” yanıtını verdi.

İtiraf edeyim, Nihal Yalçın’ın bitmeyen teşekkür konuşması benim de tahammüllerimi zorladı çünkü Türk dizisi gibi bitmek bilmiyordu. “Biz artık günaydın demiyoruz, Muhittin Böcek diyoruz, iyi geceler demiyoruz Muhittin Böcek diyoruz” derken belediye başkanına sitem ediyordu. Aslına bakarsanız edilmeyecek gibi de değil, yerel yöneticiler festivalleri kendi markalarını parlatmak için kullanıyorlar ancak isimleri festivalin önüne geçmeye başladı. Bu hepimizin dikkatini çekiyor. Hani fırsatını bulsalar yarım asırdır yapılan Altın Portakal’ı, Muhittin Böcek Film Festivali’ne çevirecekler!

Nihal Yalçın, bu sitemden sonra başkanın orman yangınlarıyla mücadelesini överek gönlünü almayı da ihmal etmedi ama bunları, festivalde yarışan kadın hikayelerinin azlığını ve başka pek çok şeyi konuşurken, “güçlü rakiplerim yoktu” diyerek potlar kırdı ve o kadar uzattı ki Tamer Karadağlı arkada fenalıklar geçirdi ve en sonunda ödülü zoraki bir şekilde kendisine teslim etti. Tarafımı seçemeyeceğim, hem Nihal Yalçın’ın bitmeyen konuşması, hem Tamer Karadağlı’nın o tuhaf mimik ve jestleri hem de ona bakıp eğlenen Hazal Kaya’nın hali… Acıklı, komik, tuhaf!

Normalde, konuşmasının uzunluğuna takılmaz Nihal Yalçın’a hak verirdim ama o da “bu benim gecem, Tamer’in önüme geçmesine izin vermeyin lütfen” dedikten sonra gitti adamın taklidini falan yaptı. Bu durumu gündemde tutma çabası, bir maden buldu da güzelce kazıyor gibi gelmiş sosyal medya insanlarına…

Altın Portakal’ı Çürütmüşler!

Podyum konuşmalarındaki politik mesajları önemsemiyorum. Sinemacılarımız fırsatını bulunca slogan atmayı seviyorlar ama tavırla değil eserle muhalif olmaları gerektiğini öğrenemediler, daha doğrusu işlerine gelmiyor. Bakanlık desteğiyle direniş sineması yapmak sonra da onu bakanlık destekli belediye festivallerinde yarıştırmak mümkün mü? Herkes “İstanbul sözleşmesi” diyor ama filmlere yansımış mı bu güncel dertler? Nerede o günler!

Diyorum ya, bu toplumcu değil ödülcü sinema! O yüzden Ricky Gervais’in de dediği gibi; “ödülünüzü alın ve gidin, kimseye bir şey öğretecek halde değilsiniz!”

Benim en çok merak ettiğim şey, bağımsız sinemacıların filmlerinin yarıştığı bir festivalde Tamer Karadağlı’ya (ve Erkan Petekkaya’ya) ödül verdirmek kimin aklına geldi acaba? Festival, Ahmet Boyacıoğlu ve ekibinin elinde garip bir lunaparka dönüşüyor, bunun farkında mıyız?

İşte bir hafta boyunca yapılan Türkiye’nin en köklü film festivalinin hali, yarışan filmler değil Nihal Yalçın ve Tamer Karadağlı gündemde… Ne diyeyim; böyle yazılmayı, konuşulmayı istiyorlarsa bu ekiple devam etsinler!

MURAT TOLGA ŞEN

murattolga@gmail.com