Alman Jüri sinemayı değil politikayı önemsedi

Frankfurt Türk Film Festivali sona erdi. Sinema yazarımız Murat Tolga Şen sonuçları yorumluyor. Reha Erdem’in Jin filmi aldığı ödülleri hak etti mi?

Son birkaç günümü sevgili Hüseyin Sıtkı’nın davetlisi olarak Frankfurt Türk Film Festivali’nde geçirdim. Güzel şehir, güzel insanlar ve müthiş bir konukseverlik… Elbette bu bir turistik gezi değil, derdimiz sinema!

Festivalde yarışma bölümü ve özel gösterimler kapsamında, Türk sinemasının öne çıkan filmleri gösterildi. Film seçkisinin oldukça rafine olduğunu söyleyebilirim ama festivalde de görev yapan ve neredeyse hiçbir filmi kaçırmayan Daniel’in eleştirisi kulaklarımda; “Sizin filmleriniz güzel ama çok depresif”.

Festivalde en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi oyuncu ve en iyi görüntü gibi yedi farklı dalda ödüller dağıtıldı. En iyi Erkek oyuncu ödülünü geçen senede ‘Küf’ filmiyle aynı ödülü kazanan Ercan Kesal alırken, En iyi kadın oyuncu ödülünü ise ‘Halam geldi’ filminin genç oyuncusu Miray Akay ile ‘Zerre’ filminde oynayan Jale Arıkan paylaştı. Kalan bütün ödüller (5 dalda) Reha Erdem’in Jin filmine gitti.

Jüri kararlarını sorgulamıyorum, bu inisiyatifi ellerinden almak gibi bir niyetim yok. Yine de, burada beni şaşırtmayan ama düşündüren bir sonuç var; Jin’in, karşısında Yozgat Blues, Sen Aydınlatırsın Geceyi, Daire, Köksüz gibi iddialı filmler varken, festivalin neredeyse tüm ödüllerini toplaması tamamı Almanlardan oluşan jürinin ruh halini anlamak istememe yol açtı.

Jin önemli bir film ama epey eksik tarafları var ve Reha Erdem filmografisinin en zayıf halkalarından biri… Görünen o ki, Alman jüri sinemayı değil politikayı önemsedi. Bağımsız film festivallerinin son yıllardaki en büyük sıkıntısı budur; eğer iyi bir meseleniz varsa sinemanın ABC’sine kafayı takmak zorunda değilsiniz. Bu da, “meselesi olan ama sineması olmayan” filmlerle daha sık karşılaşmamıza yol açıyor. 2 yıl önce Altın Koza’da “en iyi film” seçilen Babamın Sesi filmi de buna başka bir örnek. Bol ödüllü ancak seyircinin kalbine dokunamamış filmleri yıllar sonra hatırlayan olacak mı? Biz yazılarımızda bahsedersek, belki…

Bunları yazınca sinemada Kürt meselesinin karşısına geçiyormuş gibi görünmek istemem. Ben sadece iyi filmler izlemek istiyorum. Tabi, Jin 7 ödülün 5’ini alınca, “derdimiz sinema değil politika” diye anlıyor ve bağımsız sinemanın geleceği adına üzülüyorum.



Tabi hiçbir festival ödüllerden ibaret değil, bana sorarsanız ödül kısmı işin vitrininden ibaret, Frankfurt Türk Film Festivali bir hafta boyunca Frankfurt’a Türk sinemasını getirdi, orada yaşayan Almanlara da Türkçe kurulmuş hayaller izlettirdi. Bir zamanlar VHS kasetler üzerinden soğuk Alman gecelerini ısıtan sinemamızın artık orada kendini ispatlamış, saygı gören bir festivali var. Evet, aynen yazdığım gibidir; Türkler, Türk sineması Almanya’yı ısıtıyor, Bu gerçekten önemli…

Hüseyin Sıtkı ve tüm ekibini can-ı gönülden kutluyorum; çok güzel festivaliniz var ağabey… Ayrıca bana yine çok keyifli bir Frankfurt günü yaşatan Aşkın Cem'e de çok teşekkürler, çekeceği filmi merakla bekliyorum.

MURAT TOLGA ŞEN / murattolga@gmail.com