Politika
04 Tem 2017 13:04 Son Güncelleme: 20 Kas 2018 00:33

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ünal: (2)

- "AK Parti olarak 15 Temmuz'a ilişkin 11 Temmuz günü 81 ilde etkinliklere katılacağız"- "(CHP'nin AİHM'e başvurusu) YSK kararlarının sonuçları son derece kesin ve açıktır. Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği karar son derece açıktır. AİHM'in de bu konuda vereceği karar şimdiden bellidir. CHP...

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ünal: (2)

ANKARA (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, AK Parti'nin, 15 Temmuz'a ilişkin 11 Temmuz günü 81 ilde etkinliklere katılacağını bildirdi.

Ünal, "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" dolayısıyla gerçekleştirilecek anma programlarına ilişkin partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

CHP'nin, 20 milyonun üzerinde oy alan bir hükümetin meşruiyetini tartışmaya açtığını dile getiren Ünal, sokak veya protesto eylemleri üzerinden bir hükümetin meşruiyetinin tartışılamayacağını söyledi. Ünal, şöyle konuştu:

"Sokağa çıkan 20 bin kişi üzerinden, 20 milyon oy almış bir hükümetin meşruiyetini tartışan CHP, bugün 10 bin kişiyle yürüdüğü için 23 milyon oy almış hükümetin meşruiyetini, yüzde 52 oy almış bir cumhurbaşkanının meşruiyetini tartışmaya açıyorsa orada ciddi bir demokrasi sorunu var demektir. Ya da şöyle söyleyebilirim; Tıpkı Don Kişot'un yel değirmenlerini canavar zannetmesi gibi. Şimdi eğer CHP, bizim gibi 2 milyonluk, 3 milyonluk mitingler yapsaydı, yüzde 50 oy alsaydı, CHP demek ki kimseye su vermeyecekti. CHP'nin demokrasi anlayışı bu mudur? Gerçi Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Sözümü dinlemeyenleri kapının önüne korum' ifadesi demokrasi konusunda nasıl bir anlayışa sahip olduğunun da ifadesi aynı zamanda. Siz meşru hükümetle ilgili 10 bin kişiyle yürüdüğünüz zaman meşruiyet tartışması oluşturup 'dikta' sözleri ve 'baskı rejimi' ifadeleri üzerinden seçilmiş hükümetin meşruiyetini uluslararası alanda tartışmaya açmaktan bahsediyorsanız, burada doğrudan Don Kişot sendromu vardır yani yel değirmenlerini canavar zanneden bir akılla karşı karşıyayız demektir."

Bu bahsi bir daha açmamak üzere kapattıklarını belirten Ünal, bundan sonraki gündemlerinin 15 Temmuz anma etkinlikleri olacağını kaydetti. Ünal, "Çünkü o gün bayrağına, vatanına aşık bu millet, bayrağını, vatanını korumak ve devletin bekası için dua ederek sokağa çıktı ve muvaffak oldu." dedi.

- "Demokrasimizin parçası olarak etkinliklerimizi gerçekleştireceğiz"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma etkinliklerinin, Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirileceğine ilişkin açıklamasını hatırlatan Ünal, "Biz de AK Parti olarak 15 Temmuz'a ilişkin 11 Temmuz günü aynı şekilde 81 ilde etkinliklere katılacağız." dedi.

AK Parti'nin bu etkinliklere diğer toplumsal kesimlerle birlikte katılacağını bildiren Ünal, şöyle konuştu:

"Çünkü o gece sokağa çıkan insanlar, toplumun her kesiminden kendi iradesine, siyasete, demokrasiye sahip çıkmak için sokağa çıktılar. Biz de AK Parti olarak o gece verdiğimiz mücadelenin ve o gece koruduğumuz demokrasimizin bir parçası olarak 15 Temmuz anma etkinliklerimizi gerçekleştireceğiz. Gençlik kollarımız, kadın kollarımız, yine belediye başkanlıklarımız bulundukları illerde 11 Temmuz'dan itibaren bu etkinliklere, anma törenlerine iştirak edecekler ve kendi etkinliklerini yapacaklar. Aynı şekilde il başkanlıklarımız, ana kademe teşkilatlarımız ve AK Parti Genel Merkezimiz de yapacağı anma töreni etkinlikleriyle bu coşkunun bir parçası olacak. 'Coşku' diyorum çünkü eğer o gece asker kılığındaki teröristler, FETÖ'cü yapılanma, Allah korusun devletimize, milletimize zarar vermeyi bir kenara bırakın, ele geçirmeyi hedefleyen bu yapı amacına ulaşmış olsaydı hepiniz neler olacağını biliyordunuz."

Sosyal Politikalar Başkanlığı, Yerel Yönetimler Başkanlığı, Çevre, Şehir ve Kültür Başkanlığı, Tanıtım ve Medya Başkanlığı ile İnsan Hakları Başkanlığının, 15 Temmuz etkinliklerini planladığını ve 11 Temmuz günü etkinliklere başlanılacağını belirten Ünal, söz konusu takvimin 7 Temmuz'dan sonra detaylı olarak paylaşılacağını söyledi.

- "Sokakta demokrasi aramıyoruz"

AK Parti'nin, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılacağı demokrasi nöbetine, diğer sivil toplum kesimleri ve diğer toplum kesimleriyle birlikte katılacağını bildiren Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O gece farklı siyasi düşünceler, siyasi taraflar yoktu. O gece herkes tek yürekti, her şey Türkiye içindi, herkes Türkiye'ydi. Dolayısıyla hiçbir ayrım yapmadan o gece biz demokrasimizi müdafaa etmek için sokaklara çıktık. O gece biz 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde, TBMM'de, 15 Temmuz direnişinin sembolü olan bütün mekanlarda olacağız. Bu milletin verdiği büyük mücadelenin bizden sonraki nesillere de duygu, kahramanlık olarak aktarılması için o gece uyumayacağız, direnişin sembol mekanlarında olacağız. Biz sokakta demokrasi aramıyoruz, sokakta yok edilmek istenen demokrasimize sahip çıkmak için çıktığımız 15 Temmuz gecesini, kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi anıyoruz. Bu mücadele devam ediyor."

- "PKK'ya PKK diyebilsinler"

Türkiye'nin, 4 ayrı terör örgütüyle mücadelesine ettiğini ifade eden Ünal, toplumdaki tüm kesim ve siyasi partilerin terör konusunda net tavır takınmaları gerektiğini vurguladı. Ünal, "Biz bütün bunları yaparken, terör örgütleriyle mücadele ederken bekleriz ki diğer toplumsal kesimler, siyasi partiler siyasi sorumluluk içinde bu mücadelenin yanında olsunlar. Terör örgütüne terör örgütü, PKK'ya PKK, DHKP-C'ye DHKP-C, FETÖ'ye FETÖ diyebilsinler. Ülkelerinin, Türkiye'nin ali menfaatlerinin, bu milletin hassasiyetlerinin yanında olabilsinler. Biz bunu istiyoruz." diye konuştu.

- "Teknik bir değerlendirmeye gerek yok"

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ünal, CHP'nin halk oylamasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru kararının hatırlatılması üzerine, şu değerlendirmede bulundu:

"CHP'nin adalet arayışı, adalet arayışı değil. Anayasa Mahkemesine başvurusu, Anayasa Mahkemesine başvuru değil. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurusu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru değil. Nihayetinde bütün bu eylemler üzerinden meşruiyet krizi, hükümet krizi, tartışma alanı oluşturmak ve farklı sorun alanlarında yeni krizler üretmek ve sorundan beslenen bir siyasetin parçası olmak. Yüksek Seçim Kurulunun sonuçları son derece kesin ve açıktır. Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği karar son derece açıktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de bu konuda vereceği karar şimdiden bellidir. Burada CHP, Türkiye'nin sorun alanları üzerinden istismar siyaseti yapmayı... Maalesef Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinin bir alışkanlığı bu. Yapmaya devam ediyor ve devam edecektir. Bu konuda herhangi bir şekilde teknik bir değerlendirmeye gerek olmadığını düşünüyorum."

- "Yürüyüşe katılan her bir vatandaşımızın can güvenliği son derece önemlidir"

Bir gazetecinin CHP'nin yürüyüşüne yönelik provokasyon iddialarını hatırlatılarak, "Bu yönde size ulaşan veya bu yönde alınması gereken ekstra bir tedbir söz konusu mu?" sorusuna ise Ünal, "Orada bu yürüyüşe katılan her bir vatandaşımızın can güvenliği bizim için son derece önemlidir. O yürüyüşü gerçekleştirenlerin amaçları ne olursa olsun öncelikli olarak devletimizin, İçişleri Bakanlığımızın, hükümetimizin, onların can güvenliğini sağlamaları, herhangi bir provokasyona mahal vermeyecek şekilde gerekli önlemleri almaları önemlidir. İçişleri Bakanlığımız bu konuda son derece hassas bir şekilde gerekli önlemleri alıyor ve almaya devam ediyor. Herhangi bir sabotaja ya da provokasyona imkan vermeden bu yürüyüşün güven içinde devam etmesini hükümetimiz sağlıyor." karşılığını verdi.

- "Son derece vahim açıklamalar"

CHP Sözcüsü Bülent Tezcan'ın, "Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü'nün demokrasi nöbeti çağrısı yaparken, adalet nöbetini de gündemlerine almalarını tavsiye ederiz." sözlerinin hatırlatılması üzerine Ünal, CHP sözcülerinin açıklamalarının, kendilerini şaşırtmaya devam ettiğini söyledi. Ünal, şunları kaydetti:

"Yani eğer kasıtlı açıklamalar değilse maalesef bunlar son derece vahim açıklamalar. Şimdi biz tüm Türkiye olarak 15 Temmuz'u, o kahramanlık destanının yazıldığı, demokrasimizin müdafaa edildiği, Meclisimizin, milli iradenin, devletin adeta ele geçirilmekten korunduğu o geceyi Türkiye olarak hep birlikte anacağız. Biz 29 gün demokrasi nöbetlerini hep beraber tutmadık mı? Toplumun her kesiminden insanlar demokrasi nöbetlerine katılmadı mı? Şimdi biz 15 Temmuz gecesi demokrasi nöbetini bir gece tekrar neden tutacağız? O 15 Temmuz mücadelesinin hatırlanması ve 15 Temmuz nöbetleri üzerinden müdafaasının yeniden anılması için bunu yapacağız. Acaba CHP, 15 Temmuz'u gölgelemek, perdelemek ve itibarsızlaştırmak için yaptıklarına, uygulama olarak Adalet Yürüyüşü'nü de bir araç haline mi getirecek diye sormadan edemiyoruz. Yani CHP Sözcüsü'nün bu açıklaması ne anlama geliyor? 15 Temmuz, bu milletin hep beraber kutlayacağı, anacağı, hatırlayacağı o gecenin anma törenlerinin karşısına Adalet Yürüyüşü gibi yani kimlerin destek verdiğinin son derece açık olduğu bir yürüyüşü 15 Temmuz'un alternatifi sunması, açıkçası hele hele 'Adalet Yürüyüşü'nü de dikkat alın.' gibi uyarıda bulunmasının ne anlama geldiğini CHP'li sözcülerden açıklamalarını bekliyoruz. Çünkü şu aklımıza geliyor. Hani acaba CHP'li sözcüler ağızlarındaki baklayı mı çıkardılar? Bu yürüyüşün amacı, 15 Temmuz anma törenlerini ve 15 Temmuz'u itibarsızlaştırmanın bir aracı mıydı yoksa? sorusunu ister istemez akla getiriyor."

(Bitti)