Medya Günlüğü
14 Ağu 2017 11:00 Son Güncelleme: 23 Kas 2018 23:03

Ahmet Kekeç'ten Ahmet Hakan'a Akif Beki çıkışı: Bu ne utanmazlıktır!

Ahmet Hakan, Cumhuriyet'i Nuray Mert'i kovdu diye topa tutarken, Akif Beki'yi kovan Hürriyet'e sessiz kalınca Ahmet Kekeç'ten tepki geldi.

Google Haberlere Abone ol
Ahmet Hakan bugüne kadar Nuray Mert'in Cumhuriyet gazetesindeki yazılarına son verilmesi nedeniyle Cumhuriyet yönetimini sert biçimde eleştiren 3 yazı yazdı.

Aynı Ahmet Hakan, Nuray Mert'le aynı gün Hürriyet'teki yazılarına son verilen Akif Beki'yi ise görmezden geldi.

"Nuray Mert’in Cumhuriyet’ten kovulmasını kahredici üç yazıyla kınayan ve 'yazarların susturulmasını' mesele yapmış görünen sahtekâr Ahmet Hakan Coşkun, sütun komşusu Akif Beki’den hiç söz etmiyor?" diyen Ahmet Kekeç, şöyle devam etti:

BU NE UTANMAZLIKTIR!

"Neden? Burada bir 'mesele' görmüyor mu? Kendi gazetesinde 'mesele' olarak görmediği bir olayı, başkaları yaptığında niye 'büyük meseleymiş  gibi' görmeye ve göstermeye çalışıyor? Bu ne utanmazlıktır!"

İşte Ahmet Kekeç’in "Ben böyle tuhaf ‘arkadaşlar’ görmedim!" başlıklı bugünkü  yazısının ilgili bölümü:

Nuray Mert’in Cumhuriyet’ten kovulmasını kahredici üç yazıyla kınayan ve “yazarların susturulmasını” mesele yapmış görünen sahtekâr Ahmet Hakan Coşkun, sütun komşusu Akif Beki’den hiç söz etmiyor?

Neden?

Burada bir “mesele” görmüyor mu?

Kendi gazetesinde “mesele” olarak görmediği bir olayı, başkaları yaptığında niye “büyük meseleymiş gibi” görmeye ve göstermeye çalışıyor?

Bu ne utanmazlıktır!

Nuray Mert’in kırmızıçizgileri ihlal eden yazarlığı asla ve kat’a cezalandırılamaz ama hangi kırmızıçizgiyi ihlal ettiği belirsiz Akif Beki’ye her türlü muamele yapılabilir...

Öyle mi?

Söz hazır “utanmazlık”tan açılmışken, başka utanmazlık örneklerinden de söz edelim:

Hangi kırmızıçizgiyi ihlal ettiğini bilemediğimiz ve galiba bilemeyeceğimiz Akif Beki’nin arkasından bazı Hürriyet yazarları son derece “nesnel” yazılar yazdılar ve ortada “problem” yokmuş gibi davrandılar.

Hiçbiri de, “bu adamın işine niye son verildi ki?” diye sormadı.

Hele, “gerekçesiz” iş akdini fesheden medya patronundan kimse söz açmadı.

İlginçtir, işten atılan şahıs ise kurumunu övgülere boğdu ve mutlulukla ayrıldığını yazdı.

Niye mutlulukla ayrıldıysa?

İşten atılan şahıs mutlu, arkasından gözyaşı dökenler mutlu...

Muhtemelen iş akdini fesheden medya patronu da mutludur.

Bu kadar mutluluğu bir araya getirdiği için mi kimse “Niye Akif Beki’nin işine verildi?”diye sormuyor?

Ne tuhaf bir gazete bu!

Ne tuhaf “arkadaşlar” bunlar!