Ahmet Hakan ve haberciliğin bozulan namusu!

Dün gece sıkıyönetim dönemlerinde bile yaşanmayan bir skandal yaşandı. Resmen haberciliğin namusunu bozdular.

Dün gece acayip bir şey oldu. İstifa müessesinin paslanmış bir makine gibi hurdaya çıkarıldığı güzel ve yalnız ülkemizde bir bakan hem de en tartışmalı olanı istifa etti.

Büyük haber!

Aslında biz öyle sanıyorduk ama gölgesinden korkan habercilerimiz aynı fikirde değil.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 'sağlık sorunları nedeniyle' bakanlıktan istifa ettiğini duyurdu. Albayrak, istifa mesajında "At izi it izine karıştı, Cenab-ı Allah sonumuzu hayreylesin!" ifadesini kullandı.

Her şeyin görsel bir karşılığı var. Bu hareket bana, İsveç bankası Handelsbanken için Roy Andersson’un çektiği reklam filminde, yolcuların şaşkın bakışları altında havadaki uçağı terk eden pilotları hatırlattı.

İşin tuhafı, Berat Albayrak bol imla hatalı bu açıklamayı herkesin dışarıda alem yaparken masadaki çatalı bile ya da kredi çekip yaptığı 4 günlük tatilinden 400 fotoğraf koyduğu en laylaylom sosyal medya olan Instagram’dan yaptı. Bu esnada kontrol edenler gördü ki Twitter hesabı kapalı.

Tuhaf işler…

İşin aslı birkaç gün içinde ortaya çıkar, hem de bizdeki medyaya rağmen ve ben bir medya eleştirmeni olarak bakanı, hükümeti değil medyanın bu habere takındığı tavrı eleştireceğim.

Düşünsenize, en tartışmalı bakan Instagram kullanarak istifa etti ve havuz medyasında çıt yok. Yaşam barındırmayan gezegen taklidi yapıyorlar. Az evvel tekrar kontrol ettim. Ne Türk medyasının amiral gemisi olmakla övünen Hürriyet’te ne de diğerlerinde… Hiçbir şey yok. Haber, köşe yazısı, yorum… Hadi baskıya yetişmedi diyelim o clickbait batağı internet sitelerinde var mı, yok!

Ne Milliyet’te, ne Sabah’ta, ne Akşam da, ne NTV’de ne de CNN Türk’te… Yaprak bile kımıldamamış, Berat Albayrak’ın istifası bir iddia olarak bile haber konusu edilmemiş. Bunlar İsviçre medyası da bizim mi haberimiz yok? 

Konuyu dağıtmadan dümdüz soruyorum; vatandaş haberi sosyal medyadan birbirine verecekse sizler o havalı ofislerde tam olarak ne yapıyorsunuz acaba? Amiral gemisi denilen Hürriyet’in kaptanı yani medyanın amirali Ahmet Hakan’ın şu anda ne hissettiğini ne düşündüğünü çok merak ediyorum. Bundan nasıl kurtulabilir ki insan? Dün geceki istifa haberi Titanic’in önüne çıkan buzdağı gibi çıktı habercilerimizin önüne ve hiçbir manevra buna çarpıp batmaktan kurtaramaz!

Şu haberi girememek bir daha haberci, gazeteci olarak dolaşamamak gereği. Dün gece sıkıyönetim dönemlerinde bile yaşanmayan bir skandal yaşandı. Resmen haberciliğin namusunu bozdular.

Her şey gibi habercilik de evriliyor. En doğru hareketi Cüneyt Özdemir yaptı. Youtube’da canlı yayın yapıp konuyu yorumlayarak 100 binden fazla insanın aynı anda izlediği bir sosyal medya yayıncılık başarısına imza attı. Onca gazetenin, onca internet sitesinin ve haber kanalının yapamadığı bir şeyi, webcam’i olan 3-5 bin liralık bir bilgisayar ile yapmayı başardı. O yayını da Rasim Ozan Kütahyalı sabote etti ama hiç yoktan iyidir.

Neymiş, habercilik kapıdaki havalı rütbe, plazada ofis şu-bu değilmiş, olayı takip edip habere çevirmeyi başaran yürekmiş! Kimde var kimde yok bir güzel anlaşıldı dün gece…

Son sözüm şu; hani bakan bey istifa ederken “sonumuz hayrolsun” diyor ya, bence bizim medyadaki pek çok insanın da kurması gereken cümle tam olarak bu. Bu saatten sonra kimse size güvenmez, inanmaz. Sonunuz hayrolsun!

Murat Tolga Şen – murattolga@gmail.com