Ahmet Hakan, Athena Gökhan’ı neden kıskandı?

Ahmet Hakan’ın son yazısını okudum, okuru manipüle etme yeteneğine hayran oldum! Şaka yapıyorum, hayran falan olmadım, birileri ona bunu çok iyi yaptığını söylemiş ya da daha fenası o böyle olduğuna inanmış ama neyi, niye ve kimin çıkarına yazdığı o kadar belli ki!

Olay şu… Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın "Sorumlu 84 milyon Türkiye vatandaşıdır” sözlerine Athena grubunun solisti Gökhan Özoğuz, Twitter’dan tepki vermişti. Bakanı da etiketleyerek tweet atan Özoğuz, şu ifadeleri kullandı; “Tavan yapan vakalardan ben neden sorumluyum ya? 1 senedir kendimle konuşmaktan şizofren oldum, kongre falan da yok. Sayın Fahrettin Koca aşıları etrafa saçmadan bir de bizi mi aşılasanız acaba, belki biter virüs. Boş boş kapanacağımıza onu mu denesek?”

Gökhan Özoğuz’un bu tepkisine Bakan Koca, yatıştırıcı bir cevap vermiş. “Gökhan Bey kardeşim, sorumluluk suçlamak manasına gelmez. Artan vaka sayısında suçumuz yok sorumluluğumuz var. 84 milyon beraber artırmadık vaka sayılarını ama birlikte mücadele etme sorumluluğumuz var. Destek olacağınızdan şüphem yok.”

Gökhan Özoğuz da gelen cevaba gayet saygılı bir karşılık vermiş. “Sayın @drfahrettinkoca, bizler her zaman seve seve bu konuda elimizden geleni yapmaya hazırız. Bu mücadelemiz sırasında, özellikle aşı konusundaki gayretlerinizin de, halkımızın can güvenliği için artmasını rica ediyoruz. Kolaylıklar dilerim.”

Tamam, güzel, her şey ortada ve gayet medenice çözülmüş. Bunu ayrıca yorumlamanın gereği var mı? Yok, ama Ahmet Hakan’ın elleri birilerini kocaman kocaman alkışlamadan rahat etmiyor. Üstelik verilen yanıttan memnun değil ki yazısında “2 seçenek var” falan diyerek bakanın ağzından konuşmuş.

Zaten gerçekleşmiş bir diyalog için seçenek sunmak enteresan. Üstelik ilk seçeneğin, “Son zamanlarda iyice zıvanadan çıktı. Artık bizim açımızdan muhatap alınacak bir kişi değildir” olması… Bu bence Ahmet Hakan’ın gerçek düşüncesi, Gökhan Özoğuz’u, yaptığı cesur muhalefetle alay ederek itibarsızlaştırmayı deniyor. Neden, çünkü 1,6 milyon takipçisi var, sosyal medyada bir kanaat önderine dönüştü ve bu Ahmet Hakan’ın hoşuna gitmiyor. Havuz medyasının işlevsiz olduğunun anlaşılması en çok onun zararına… AKP giderse işsiz kalacağını ya da sıradan bir köşe yazarına dönüşeceğini biliyor. Şu an sırtını okura değil iktidara yaslamış durumda ki bu bir gazetecinin başına gelebilecek en kötü şey. O yüzden bu gereksiz yazıyı, bakanını alkışlamayı ihmal etmeden, aslında oradan bir alkış, övgü, unvan bekleyerek yazıyor. Yazısı boyunca, sanki annesi ve babası ona bir soyadı vermemiş gibi ‘Athena Gökhan’ diyor, o da bir ciddiyetsizlik. En basit açıklamasıyla; bakanın, Gökhan Özoğuz’la girdiği diyalogu kıskanıyor.

Vaziyet anlaşılmasın diye bir alt sütunda yalandan CHP’li Özgür Özel’i övmesi… O da evlere şenlik bir durum. İnanın bana, Erol Toy’un, mutlaka okumanız gereken, İmparator adlı kitabında bile böyle bir gazetecilik yok!

Kaçarı yok, delireceksin Türkiye!

Yeni başlayan dizilerin ilk bölümlerini izler, yorumlar, okurlarımla paylaşırım. Bu sırada dizinin tutup tutmayacağıyla ilgili tahminler de yaparım. Genellikle yanılmam ama bu kez yanıldım, ben “bu halk bir Gülseren Budayıcıoğlu uyarlaması daha kaldırmaz, bu deliler balosunu kimse izlemez” zannediyordum ancak Camdaki Kız, dün akşam sosyal medyanın dilindeydi. AB reytingi yine yüksek gelecek diye tahmin ediyorum ama daha da çok şaşırdığım şu; gündüz kuşağında Müge Anlı ile başlayıp Esra Erol’la devam eden cinnete akşamları da bu dizilerle devam etmek, acıdan bu kadar seyir zevki damıtmak…

Seyirciye D vitamini lazım, güneşsiz kalan bir bünye gibi neşesiz kaldı. Çaresizce Youtube kanallarındaki Burhan Altıntop (Avrupa Yakası) kliplerine dadanıyor. Kanallar mutsuzluğun dozunu arttırıyor ve buna rağmen reyting sağmaya devam ediyor. Ne denir ki? TV kanalları yüzünden Dünyanın en iyi sosyologları için 85 milyonluk bir laboratuvara dönüştük.

Dizi sektörünün ayrıcalığı ne?

Pandemi şiddetini arttırıyor, ülke olarak yeniden kapandık, 1 hafta 168 saat, bunun 98 saati evdeyiz. Ülke durdu ama ilk kapanmanın aksine dizi setleri durmuyor. Bu konuyu daha önce de gündeme getirdim ancak sinemalar, tiyatrolar kapalıyken dizi sektörünün ayrıcalığı nedir, kimse bilmiyor. Her gün, başka bir setten gelen koronavirüs haberlerini okuyoruz, en son Arka Sokaklar seti karıştı. Dizi setleri adeta koronavirüs çiftliği ama ekran başındaki seyirciye yeni bölüm izletmek şartmış gibi sektör çalışmaya devam ediyor. Üstüne bir de başroller, bize aşı önceliği lazım gibi saçma açıklamalar yapmıyorlar mı?

Dizi setleri sezon kapanışını erkenden yapmalı, yoksa oralardan çok kötü haberler gelecek. Bizi düşünmesinler, eski dizilerle idare ederiz, hangi kanal ne kadar seyrediliyorsa yine o kadar seyredilir. Kimse rolünü büyütmesin, dizi izlemesek ölmeyiz ve sektör emekçileri de iki yapımcıyı zengin etmek uğruna dizi çekerken ölmesin.

MURAT TOLGA ŞEN