Adalet Tanrıçası zor bir virajda... Aleyna Çakır davası Müge Anlı’nın başını yakacak mı?

Bütün Türkiye Müge Anlı'ya ve aydınlatmaya çalıştığı Aleyna Çakır vakasına kilitlenmişti ama öyle şeyler oldu ki!

Müge Anlı ele aldığı zor konularla gündem olmayı başarabilen bir programcı. Bu yıl sanırım en iyi zamanlarını yaşıyordu çünkü bir sabah programının prime time canavarlarını yenip üst üste gün birincisi olması pek görülür bir şey değil. Bütün Türkiye ona ve aydınlatmaya çalıştığı Aleyna Çakır vakasına kilitlenmişti ama öyle şeyler oldu ki!

Aleyna Çakır Ankaralı genç bir kadın… 3 Haziran tarihinde Keçiören ilçesinde bir evde ölü olarak bulundu ve sevgilisi olduğu belirtilen Ümitcan Uygun'un, Çakır'a şiddet uyguladığı anlara ait görüntüler sosyal medyada dolaşmaya başladı. Bunun üzerine Ümitcan Uygun polis ekiplerince gözaltına alındı. Genç adam ifadesinin ardından serbest bırakıldı ama Müge Anlı programında olayın üstüne gitmeye başlayınca olay tuhaflaşmaya başladı. Ümitcan Uygun tarafından tehdit edilen Müge Anlı daha da bilenerek konuyu deşmeye devam etti ancak bu sırada en istenmeyen şey oldu ve Ümitcan Uygun’un annesi bir arsada başından vurulmuş bir şekilde bulundu. Olayın intihar olduğu söyleniyor.

Ortada iki ölü var, ikisi de kadın.

Biri programdan önce diğeri program sırasında… Müge Anlı, Aleyna Çakır’ın ölümünün sorumlularını bulmaya çalışırken istemeden de olsa bir ölüme mi sebep oldu? Öyle ya, canlı yayına bağlanan ve Ümit Can Uygun'un annesini tanıyan bazı insanlar, onun genç kızları fuhuşa zorladığını iddia etmişti. Doğru mu eğri mi bilemem ama çok ağır bir itham. Bu iddiaların üzerine anne hakkında soruşturma başlatıldı ve geçtiğimiz hafta ifade vermesi gereken anne Gülay Uygun, Cuma akşamı Ankara'da bir ormanda ölü bulundu.

Aslında üç ölü var, üçü de kadın. Aleyna Çakır, Ümitcan Uygun’un annesi ve televizyona çıkan adalet tanrıçası…

Üçüncüsü sembolik bir ölüm. Müge Anlı uzun bir süre vicdan muhasebesi yapacak ve annenin ölümündeki payını sorgulayacaktır. Bir sürü yerde “Müge Anlı korktu, kaçtı” deniyor ancak ben onun yaptığı, “savaşta bile insanlar birbirlerine acısını yaşama süresi tanır. Ben biraz daha bekleme taraftarayım.” açıklamasına inanıyorum çünkü vicdanının sesini ancak bu olayı açığa çıkararak bastırabilir. Müge Anlı, eğer bu dosyayı kapatır ve başka konulardan devam ederse televizyondaki adalet tanrıçasını kaybettik demektir. Bu çöküş onu suya sabuna değmeyen konulara yönlendirebilir mi?

Müge Anlı hırslı ve işini iyi yapan bir kadın, kariyerine çok önem veriyor ancak kariyer aracı ne kadar hızlı ilerlerse o kadar savrulur. O ise bu virajları ustaca dönmeyi başarabilecek kadar tecrübe sahibi…

Müge Anlı’nın, Adalet Bakanının yaptığı “varsa bir delilin arkadaş, yeri adliyedir karakoldur. Gidip adliye ve karakola konuşacaksın. Adaletin tecelli etmesini istiyorsan savcıya kolluğa elindeki delili vereceksin.” çağrısını not edeceğini ancak ciddiye almayacağını düşünüyorum. Zaten “ben sadece gazeteciyim ve işimi yapıyorum” diyerek kendini net bir şekilde konumlandırdı. Gazetecilerin araştırma yaparak olayları ve failleri açığa çıkarmasına toplum olarak çok yabancılaştık. O yüzden böyle şeyler artık tuhaf geliyor olabilir ancak gazetecilik tam olarak bu… Bakanın açıklaması biraz madem mikrofon uzatıldı bir şeyler söyleyeyim tadında olmuş. Yeşilçam filmlerindeki Türk polisi gibi film biterken gelecek onlar.

Şu anda sosyal medyada yükselen “Müge abla bizi yarı yolda bırakma, bu olayı çöz” seslenişleri programcı için bir tür güven oylaması olacak ve o eskisinden daha da kararlı bir şekilde bu olayın üzerine gidecektir. Aleyna’nın ve Ümitcan’ın annesinin ölümünde kimin parmağı varsa korkup titremeye başlayabilir.

Öte yandan ne kadar acıklı bir manzara bu… Adaletin tuhaf işleyiş hallerine tanıklık edip duruyoruz. Kimi elini kolunu sallayarak geziyor kimi de hemen tutuklanıp hapse atılıyor. Suçlu kim değil kimin suçlusu diye sormak gerek belki de ve giderek hastalanan bir toplum adaleti televizyon programlarında aramaya başlıyor. Her program bir mahkeme demek ve o mahkemeye tanık sıfatıyla çıkanların ağzından çıkanlar bazen işi olmadık yerlere vardırabiliyor. Bakalım bu kez ne olacak?

Şunu da unutmamak gerek, Müge Anlı istediği kadar savaşsın, siyasiler bu şekilde konuya dahil olmaya devam ederse mesele zarar görecek, gerçekler ortaya çıkmakta gecikecektir tıpkı Rabia Naz olayında olduğu gibi. Konuyu soğutması belki de bu yüzden. Bu bilinçli bir tavır. Boksörler bile ara verir sonra yeniden devam ederler, maç daha bitmedi! Seyircinin de burada soğukkanlı olması gerekiyor, kadın daha ne yapsın, gitsin suçlulara kelepçe mi taksın?

Bu iş uzar, dallanır budaklanır da ucu olmadık yerlere dokunursa yaşananlar Müge Anlı’nın televizyondan uzaklaştırılmasına yol açar mı? Sanmıyorum ancak kanal yöneticileri böyle bir şey yaparsa geleneksel televizyonculuk bir darbe daha alır. Müge Anlı bu popülarite ile programını sosyal medya üzerinden de devam ettirebilir. İnternet çağında imkanlar sınırsız!