85 yılın yakışıklısına veda… Üzülmüyorum, Kara Murat ölmez ki!

Cüneyt Arkın, kendi efsanesini yaratan ama o efsanenin hakkettiği tahtta oturmak yerine sıradan bir sandalyede oturarak halkıyla yakın durmaya çalışan biriydi. Bir Türk milliyetçisiydi. Vicdanlı biriydi.

Sıradan bir Salı sabahına uyandım, elimi yüzümü yıkadım, bir kahve yapıp bilgisayarımı açtım. Haziran ayının son yazısını yazıp yayın yönetmenime yollamak niyetindeyim. Dünden beri aklımda pişirdiğimi bir konuyu yazacağım. Bugünkü yazımın konusu “ünlü oyuncular neden dijital platformları tercih ediyor” olacaktı.

“Olacaktı” diyorum ama olmadı. O konuyu da yazarım, başka bir gün okursunuz, bugün artık bunun bir önemi yok.

Sabah sabah kara haberi aldık. Türk sinemasının mihenk taşlarından biri, ünlü bir oyuncu ve halk insanı olan Cüneyt Arkın’ı kaybetmişiz. Aileden çok yakın birini kaybedersiniz ya, o his hemen geldi. Daha önce de olmuştu. Adile Naşit, Barış Manço, Münir Özkul, Tarık Akan, Tuncel Kurtiz, Fatma Girik öldüğünde gelen hissin aynısı…

Aileden biri diyorum çünkü adımın Murat konmasının sebebidir kendisi. Rahmetli annemle babamın tek bir filmini bile ilk günden seyretmemişliği yoktur. Aklım ermeye başladığında beni de kapıp götürüyorlardı. Sinemada izlediğim ilk film Kara Murat Denizler Hakimi’ydi. Bir sahnede düşmanları Kara Murat’ı geminin direğine bağlayıp bıçaklarla gözünü korkutmaya çalışıyordu. Annem eğilip, “üzülme” demişti. “Üzülmüyorum, Kara Murat ölmez ki” diye cevap verdiğimi hatırlıyorum. Düşünsenize, lisede okurken 26 mevcutlu sınıfta 7 tane Murat vardı. Nasıl sevdirmişse kendini Kara Murat…

Cüneyt Arkın, kendi efsanesini yaratan ama o efsanenin hakkettiği tahtta oturmak yerine sıradan bir sandalyede oturarak halkıyla yakın durmaya çalışan biriydi. Bir Türk milliyetçisiydi. Vicdanlı biriydi. Eskişehir'in bir köyünde 1937 yılında doğdu, yokluk-yoksulluk içinde büyüdü. Kimliğinde Fahrettin Cüreklibatır yazıyordu. Gazeteci Vecdi Benderli, Cüneyt Gökçer'den Cüneyt; Ramazan Arkın'dan Arkın isimlerini alıp "Cüneyt Arkın" ismini yarattı. Adını unutan Cüneyt Arkın, yoksul bir çocukluktan geldiğini ne unuttu ne de unutturmaya çalıştı. Filmlerinden ziyade kitaplarında yakaladığım bir duygudur. Bir Cumhuriyet çocuğunun hayata nasıl başlarsa başlasın, adanarak ve gayret ederek hedeflediği noktaya varabileceğini ispatlıyordu. Şimdilerde bu çok mümkün olmasa da…

O yoksulluğa rağmen sıkı bir öğrenci olan, tıp fakültesini kazanan ve doktor olan Cüneyt Arkın, 1963 yılında Artist dergisinin yarışmasına katılıp birinci oldu ve Yeşilçam sinemacılarının dikkatini çekti. Tanıdığımız sevdiğimiz Yeşilçam artistleri hep bu dergi yarışmalarından çıkardı. Başlarda romantik filmlerde jön oynadı ama asıl ününe ve halkın gözündeki yerine Malkoçoğlu ve Kara Murat filmleriyle ulaştı. Bu seriyal filmler Arkın’ı aksiyon filmlerinin bir numaralı aktörüne dönüştürdü.

Hani şimdilerde Tom Cruise’e bakıp, çatıdan çatıya atlıyor, uçak kullanıyor diye hayran kalıyoruz ya Cüneyt Arkın da o ekolün babalarındandır. Gerçek bir set emekçisidir. O zamanlar Fransızların Jean-Paul Belmondo’su varsa bizim de Cüneyt Arkın’ımız vardı. Tehlikeli sahnelerde dublör kullananları oyuncudan saymaz, mesleğine ihanet ediyor derdi. Hiç dublör kullanmadı, hayatını hiçe saydı. Defalarca ölümden döndü ama sinemadan vazgeçmedi.

Sinema da ondan vazgeçmedi. 60’larda, 70’lerde, 80’lerde… O hep meşhur ve yakışıklıydı. Artık tamamen emekliye ayrıldığını düşündüğüm zamanlarda bile harika geri dönüşler yaptı. Alper Çağlar’ın nefis aksiyonu Panzehir’de onu izlemekten ne kadar mutlu olduğumu hatırlarım.

Bana Cüneyt Arkın’ı anlattırmayın çünkü sayfalar yetmeyecek. Bizden birini, bir büyüğümüzü, sevgilimizi, abimizi, babamızı kaybettik. Bugün yasımız var.

Başımıza çok kötü şeyler geldi ve daha kötü şeyler gelecek. Türkiye’nin insanlarıyız ama o kötülere hep aynı alıntıyla cevap vereceğiz; “Döverim sizi, hepinizi döverim ulen!”

Oldu da dayağı biz yedik, işimizi-aşımızı çaldılar. O zaman da lafımız hazır; “Ben yıkılmam, aç kalırım, belki ölürüm ama asla yıkılmam.”

Güle güle Cüneyt Ağabey, yattığın yer incitmesin, güzel uyu.

MURAT TOLGA ŞEN

murattolga@gmail.com