Gündem
27 Tem 2017 14:13 Son Güncelleme: 23 Kas 2018 23:01

Cumhuriyet davasında 4.gün! Aydın Engin: Bakire gazeteci olmaz!

Cumhuriyet'in yazar, yönetici ve avukatlarının yargılandığı Cumhuriyet davasında gazetenin yazarlarından Aydın Engin savunmasını yaptı.

Cumhuriyet gazetesinin yönetici, yazar, muhabir ve avukatları hakkındaki dava, gözaltılardan 9 ay, iddianamenin hazırlanmasından 3 ay sonra başladı. 12'si tutuklu 19 kişinin yargılandığı duruşmanın dördüncü oturumu bugün yapılıyor.

Duruşmanın dördüncü gününde Cumhuriyet gazetesi yazarı Aydın Engin savunma yaptı.

Aydın Engin'in savunmasının tam metni şöyle:

Sayın Yargıçlar, şu anda üçü tutuklu sandalyesinde oturan ve diğerleri de yıllardır arkadaşım olan avukatlardır. Akın Atalay, Bülent Utku iddianameye gereken cevabı verdiler ve layık olduğu yere koydular. Ondan benim ekleyeceğim bir şey yok.

Böyle bir iddianame ile sanık sandalyesine oturtulmamız hukuk adına utanç, ülkem adına acı veriyor.

Tutuklu 3 avukatım iddianameye gerekli cevabı verdiler. Açıklama yapmayı anlamsız buluyorum. Yazılarn kendileri iddianamaye cevap veriyor.

Başlıklara bakılmış ancak içeriği okumamış. Soruşturma savcısı için bir başka seçenek kalıyor okumuş ama anlayamamış

Bakire gazeteci olmaz

Eskiden cemaat diye nitelendirdiğiniz gruba ait insanlarla konuşmanın suç olduğunu iddia ediyor soruşturma savcısı. İster FETÖ olsun, ister PKK, bu yapılardan kişilerle konuşmasam ben mesleğimi, gazeteciliği yapmamış olurdum. Ayrıca savcı görevini tam yapmamış. Cemaatin vitrininde yer alan birçok kişiyle görüştüm. Mesleğimi yaptım. Devletin derinlerine girmiş bir örgütün ne olduğunu anlamak için konuşmak zorundasınız. Son Abant toplantısına gittiğimde cemaat vitrinindekilerin artık orada olmadıklarını, amiyane tabirle tüydüklerini yazdım. Ocak ayındayken vitrindekilerin tüydüğü bir işarettir. 15 Temmuz'a hiç şaşırmadım çünkü bir şeyler hazırlıyorlardı . Bakire gazeteci olmaz! Hep masum insanlarla görüşülerek bu meslek yapılmaz. Benim mesleğim habercilik, gazetecilik budur.

İddianameye suç kanıtı gibi yerleştirilmiş ve basın savcılığınca herhangi bir soruşturmaya konu edilmemiş 9 makalemle ilgili herhangi bir açıklama yapmayı da anlamsız buluyorum; zaten ek cümleler kurmama gerek bırakmayacak bir açıklıkla iddianameye cevap veriyorlar.

Savunması biten Aydın Engin'e çapraz sorgu yapıldı.

Hakim: İsrail imamı Harun Toprak ile 13 iletişim kaydınız varmış. Açıklamanız var mı?

Aydın Engin: Gazetecilik mesleği ile teröristliği ayırmak lazım.

Aydın Engin: Ben İlhan Selçuk'un önerisiyle Gülen okullarını ziyaret ettim. Uganda ve Moskova'da cemaatin topluma nasıl sızabileceğini gözlerimle gördüm.

Mahkeme Başkanı Aydın Engin'e "Sizde bir 007 James Bond ruhu sezdim" dedi.

Aydın Engin: Tutanağa geçmesi için tek bir cümleme izin vermenizi diliyorum. Böyle bir iddianame ile benim ve arkadaşlarımın sanık iskemlesine oturtulmuş olmamız bana hukuk adına utanç, ülkem adına acı veriyor.

Aydın Engin: Bir cemaatle ona paralel kişilerle ilişki kurmanın suç olduğu savında savcı.Ben gazeteciyim, işim bu.

Harun Tokak bugün FETÖ olarak anılan örgütün ileri gelenlerindendir. Onunla konuşmadan bu örgütü anlayamazsınız.

Aydın Engin: Soruşturma savcısı (Murat İnam) basın suçlarına ilişkin soruşturma açmak için yasal sürenin 4 ayla sınırlı olduğunu bilmiyor.

Aydın Engin: Bana 14 Temmuz öğleyin 'cemaat darbe yapar mı?' diye sorsaydınız bu tıynette olduklarını ama ona cesaret edemeyeceklerini söylerdim.

Aydın Engin: "Cihanda sulh da peki yurtta ne" yazım darbe ile hiç ilgisi olmayan, övündüğüm bir yazıdır. 'Cihanda sulh tamam da yurtta sulh meselesi' yazım 1984'ten bu yana hayatımıza giren Kürt sorununun barışçıl çözümü ile ilgili bir yazıdır.

Mahkeme başkanı: 15 Temmuz'u önceden gördünüz mü?

Aydın Engin: Kandırıldım mazeretinin arkasına gizlenmedim. Bu mantıkla gidersek Pensilvanya'da değil karşınızda duruyor cemaatin başı.Çünkü sinyal vermişim darbecilere 'haydi' diye. Böyle bir kastım olsa "Çok sert YAŞ toplantısı olacak, ordudaki cemaate yakın kişiler ayıklanacak" derdim.